Günümüz problemlerinden şüphesiz ki en önemlileri arasında yer alan davranışlardan birisi gösteriştir. Bu durum, özellikle sosyal medyanın hayatımıza dahil olmasıyla birlikte daha da artmıştır. Toplumumuzda vuku bulan kin, nefret, haset, nispet ve kıskançlık gibi kötü duygularla beslenerek büyüyen bu davranış zamanla bireyin kendisini üstün görmesine, insanlardan uzaklaşmasına ve samimiyetini kaybetmesine neden olur. Böyle olunca kişi, yaptığı her iyi işin mutlaka birileri tarafından görülmesini ister.
Desinlere yaşayan kişiler, kimsenin onları göremediği yerlerde iyilik yapmaz, eğlenemez; hatta kişisel bakımlarına bile özen göstermezler. Çünkü yanında kimse olmadığında kendilerini reklam edemezler. Onlar için değer, ancak başkasının gözüyle ölçüldüğünde bir anlam kazanır.
Aynı kişi, evin içerisinde eşinin karşısına en paspal hâliyle çıkabilir; lakin söz konusu dışarı çıkmak olunca süslenmeleri saatler sürebilir. Bunun sebebi, kişinin eşine kendini kanıtlama gereği duymamasıdır. İçeride önemsemediği ayrıntılar, dışarıda bir anda hayat memat meselesine dönüşür. Bu kişiler için dışarıdaki insanlara yakışıklı ve güzel görünmek, eşlerine görünmekten çok daha önemlidir. Çevresindeki insanların beğenisi, bir nevi nefesleri gibidir; o beğeni kesildiğinde sanki hayatları da kesilecekmiş gibi davranırlar.
Bir kafeye gidildiğinde, bir sinemaya gidildiğinde ya da herhangi bir etkinlik yapıldığında artık en önemli şey anın tadını çıkarmak değildir; sosyal medyada etkileşim yapmaktır. Masaya kahve geldiğinde samimi bir sohbet eşliğinde yudumlamak yerine önce fotoğraflar çekilir, paylaşılır; ardından sohbet yerine fotoğrafa gelen beğeniler ve yorumlar kontrol edilir. Böylece fincandaki kahve gibi samimiyet de soğur. İnsanların yüz yüze konuşacakları kelimeler, ekran karşısında “beğeni” arayışına feda edilir. Böylece anın sıcaklığı, bir ekran ışığının soğukluğuna yenik düşer.
Misafirlere yapılan kek her malzemeden zengindir fakat sevgiden yoksundur. Artık yapılan yardımlar bile sosyal medyada paylaşılmak için yapılır. Yardım eden elin sıcaklığı değil, yardımın fotoğrafının parlaklığı önem kazanır.
Evlilikler bile bu düzen üzerine kurulmaktadır. Kız istemeye gidilirken meşaleler yakılır, konvoy kalabalık görünsün diye araçlar kiralanır. Birisi ne yapmışsa diğeri de geri kalmamak için aynısını yapar; çünkü popüler olan ne varsa muhakkak yapılması gerektiğine inanırlar. Aksi hâlde eksik, geri kalmış, değersiz hissederler.
Kız, Allah’ın emri Peygamberin kavliyle istenir; gerisi ise yalnızca desinlere, gösterişe ve boş israfa dönüşür.
“Geline ne kadar altın takılmış desinler…”
“Damat ne kadar zengin desinler…”
“Düğün salonu çok pahalı desinler…”
“Gelin arabası bilmem ne marka desinler…”
Bu cümleler, bu tarz kişiler için harcadıkları tüm servetten daha kıymetlidir. Ömür boyu kirada oturmayı göze alıp düğünleri için lüks bir daire parası harcarlar ve ömür boyu desinler için yaşamayan insanlara kira öderler. Kredi çekip tatile giderler; bir haftalık gösteriş için aylarca para öderler.
Aynı özelliklere sahip iki ürün olsa, biri 20 birim diğeri 50 birim olsa, tek fark markası olsa bile boğazlarından kısarak 50 birim olanı alırlar. Çünkü onlar için desinler, özgürlükten daha değerlidir. Kendi hayatlarının sahibi olmak yerine, toplumun gözlerinin esiri olmayı tercih ederler.
Bu tarz insanları bulmak hiç zor değildir. Eğer çevrenizde mali gücüne bakmadan her çıkan son model telefonu alan, başkasının hayatında gerçekleşen her olayı kendi hayatında gerçekleştirmeye çalışan, özgün kuralları olmayan, aşırı marka takıntısı bulunan, sosyal medyada her yediğini içtiğini paylaşan ve bütün bunların yanı sıra borç içinde yüzen biri varsa…
Bu kişi muhtemelen bir “desinler” hastasıdır.
Ve en acısı şudur: Bu hastalık ruhu sessizce kemirir. İnsan kendi özünü, kendi değerini, kendi mutluluğunu unutur. İçindeki huzur yerine dışarıdaki gözleri doyurmaya çalışır. Oysa insanın en büyük zenginliği, başkalarının gözü değil, kendi gönlünün aynasıdır. Gerçek mutluluk daima orada saklıdır.
Yazar: Oğuzhan Varol






oğuzhan kardeşim çok güzel yazmış eline emeğine sağlık. desinler hastalığı gerçekten büyük bir hastalık