21 Şubat 1918… Bayburt için bu tarih, yalnızca bir kurtuluş günü değil; aynı zamanda acının, kaybın ve sabrın da adıdır. İşgal yıllarında bu şehir yalnızca baskı ve zulüm görmedi; evlatlarını, babalarını, analarını kaybetti. Yakılan köyler, susturulan ezanlar, dağılan yuvalar… Ve en ağır olanı: öldürülen masum insanlar.
İşgal günlerinde Bayburt’ta nice sivil, kadın, çocuk hayatını kaybetti. Kimi evinin önünde, kimi sokak ortasında, kimi de taş mağazalara doldurulup ateşe verilerek can verdi. İnsanların diri diri yakıldığı o karanlık günler, bu şehrin hafızasında silinmeyen bir yara olarak kaldı. İsimleri tarih sayfalarında tek tek yer almasa da, hatıraları Bayburt’un taşına, toprağına sindi. Her kayıp, bu şehrin vicdanında bir iz, bir emanet oldu.
Ancak bu vahşet, Bayburt halkını sindirmedi. Tam tersine, direnişi büyüttü. Evladını toprağa veren baba, gözyaşını içine akıtıp mücadeleye devam etti. Oğlunu kaybeden ana, sabrını yüreğine gömdü. Çünkü mesele yalnızca bir şehir değil; onur, vatan ve var olma meselesiydi.
Kurtuluş günü geldiğinde, sadece bir işgal sona ermedi; aynı zamanda bir milletin iradesi yeniden ayağa kalktı. Fakat yaşanan acılar unutulmadı. Bayburt’un kurtuluşu, hem zaferin hem de büyük kayıpların günüdür. Sevinçle birlikte hüzün de taşır.
Bugün 21 Şubat’ı anarken, özgürlüğü kadar o özgürlük uğruna hayatını kaybedenleri de rahmetle anıyoruz. Şehitlerimizin ve gazilerimizin ruhu şad olsun.
Yazar:Oğuzhan Varol






Yorumlar