6 Şubat sabahı, karanlığa uyandı. Saat 04.17’de meydana gelen Kahramanmaraş merkezli ilk deprem, milyonlarca insanın hayatını bir anda altüst etti. Henüz acının ne olduğu tam olarak anlaşılamamışken, saatler sonra yaşanan ikinci büyük sarsıntı, felaketin ağırlığını daha da derinleştirdi. Türkiye, aynı gün içinde iki kez sarsıldı.

Enkazların başında geçen saatler ve günler, umudun ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha gösterdi. Bir ses duyma ihtimali, bir nefese tutunma arzusu, binlerce insanı aynı noktada buluşturdu. O sabah ve onu takip eden saatlerde, gözyaşlarıyla dualar birbirine karıştı.

Depremlerin ardından devletin tüm kurumları hızla sahaya indi. Arama kurtarma ekipleri, güvenlik güçleri, sağlık personeli ve gönüllüler zamanla yarıştı. Türkiye’nin dört bir yanından bölgeye uzanan yardım eli, acının paylaşıldıkça hafiflediğini gösterdi. Millet, zor gününde yine kenetlendi.

Soğuk gecelerde yakılan ateşler, paylaşılan bir battaniye, edilen bir dua; umudun tamamen tükenmediğini hatırlattı. Her kurtarılan can, sevinçle birlikte yeni bir hüznü de beraberinde getirdi. Yaşanan kayıpların büyüklüğü, kelimelerle anlatılamayacak kadar ağırdı.

6 Şubat, Türkiye’nin hafızasında silinmeyecek bir iz bıraktı. Kaybedilen her can, bu ülkenin ortak acısı oldu. O gün gösterilen birlik ve dayanışma ise millet olmanın en güçlü ifadesi olarak tarihe geçti.

Hayatını kaybeden vatandaşlara Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır diliyoruz.

Yazar:Oğuzhan Varol