İnsanlık, belki de tarihin hiçbir döneminde bugünkü kadar büyük bir bilgi ve görüntü akışına maruz kalmadı. Eskiden insanlar bir habere ulaşmak için günlerce beklerdi; bugün ise birkaç saniye içinde dünyanın öbür ucundaki bir görüntü cebimize düşüyor. Bu büyük imkân, beraberinde büyük bir imtihanı da getirdi.

TikTok, Instagram, X ve benzeri platformlar artık sadece iletişim kurulan yerler değil; dikkat çekmenin, izlenmenin ve para kazanmanın merkezine dönüştü. Ne yazık ki bu uğurda birçok değer ayaklar altına alınıyor. Mahremiyet teşhir ediliyor, edep alaya alınıyor, hayâ zayıflık gibi gösteriliyor. İnsanlar birkaç saniyelik ilgi ve birkaç kuruşluk kazanç uğruna kendilerini, ailelerini ve hatta inançlarını bile sergilemekten çekinmiyor.

Daha acı olan ise, bu düzenin sadece içerik üretenlerle sınırlı olmamasıdır. Çünkü o içerikleri izleyen, beğenen, paylaşan ve daha fazla kişiye ulaşmasına vesile olan bizler de bu zincirin bir halkası hâline geliyoruz.

Birçoğumuz, “Ben sadece izledim.” diyerek kendimizi rahatlatıyoruz. Oysa sosyal medya böyle çalışmıyor. Siz bir videoyu izledikçe, beğendikçe veya paylaştıkça o içerik daha fazla insana gösteriliyor. Bazen tek bir beğeni, binlerce kişinin önüne yeni bir kötülüğü çıkarabiliyor.

İşte tam da bu noktada Kur’an-ı Kerim bizi sarsan bir hakikati hatırlatıyor:

“Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp; bunların hepsi ondan sorguya çekilecektir.”

(İsrâ Sûresi, 36. ayet)

Ne kadar düşündürücü bir uyarı…

Demek ki sadece dilimizden çıkan sözlerden değil; gözümüzün baktığından, kulağımızın dinlediğinden ve kalbimizin yöneldiğinden de hesaba çekileceğiz. Saatlerce ekran başında izlediğimiz görüntüler, destek verdiğimiz içerikler ve yayılmasına katkı sağladığımız paylaşımlar da bu hesabın içinde olacak.

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ise şöyle buyuruyor:

“Kim İslâm’da güzel bir çığır açarsa, onun sevabı ve kendisinden sonra onunla amel edenlerin sevabı vardır. Kim de kötü bir çığır açarsa, onun günahı ve kendisinden sonra onunla amel edenlerin günahı vardır. Bu, onların günahlarından hiçbir şey eksiltmez.”

(Müslim, İlim, 15)

Bugün bu hadisi anlamak belki de hiç bu kadar kolay olmamıştı. Çünkü artık bir kötülüğün yayılması için meydanlarda bağırmaya gerek yok. Bir beğeni, bir paylaşım veya birkaç saniyelik izlenme bile onun büyümesine yetebiliyor. Aynı şekilde, bir hayırlı sözün, bir Kur’an dersinin, bir ilim sohbetinin veya güzel bir nasihatin yayılmasına vesile olmak da bitmeyen bir sevabın kapısını aralayabiliyor.

Elbette sosyal medya başlı başına kötü değildir. Orada nice hayırlı çalışmalar, faydalı bilgiler ve güzel davetler de vardır. Mesele, elimizdeki telefon değil; onu hangi istikamette kullandığımızdır.

Belki de artık telefonumuzu elimize aldığımızda kendimize şu soruyu sormalıyız:

Ben bugün neyi büyütüyorum? Hayrı mı, şerri mi?

Çünkü kıyamet günü sadece yazdıklarımız değil, izlediklerimiz de önümüze konacak. Sadece konuştuklarımız değil, destek verdiklerimiz de karşımıza çıkacak.

Ekranların ardında kimsenin bizi görmediğini zannedebiliriz. Fakat unuttuğumuz bir hakikat var: İnsanlardan gizlenebiliriz, ama Allah’tan asla…

Ve belki de sosyal medyada basılan her “beğen” tuşu, ahirette karşımıza çıkacak hesabın satırlarından biri olacaktır.

Yazar:Enver Erdal